Umuda Sarılmak

Hızlı sonuçlar bekliyorsun.

Kendine inancını kaybediyorsun.

Geçmişe takılıp kalıyorsun.

Hataların sana zarar veriyor.

Gelecekten korkuyorsun, değişimi reddediyorsun.

Gücünden vazgeçiyorsun.

Zayıflıklarına yeniliyorsun.

Dünyanın sana bahşetmesini diliyorsun.

Endişelerin öne geçiyor.

Bir şeyler kaybedeceğini düşünüyorsun.

İhtimali hayal etmiyorsun.

Çalışmayı abartıyorsun.

Kendine acıyorsun.

Problemlerin salt sana özgü olduğunu düşünüyorsun.

Hatayı geriye dönüş sireni olarak algılıyorsun.

Ve sonuç olarak bir türlü anı yaşayamıyorsun.

Asıl benliğini ortaya çıkartamıyorsun.

‘’Kendin gibi’’ olamıyorsun…

Oysa kendine değer verdiğinde, öz varlığına güvendiğinde ve yaşamını hayattan tat almaya adadığında evren seninle iş birliği yapıyor, bunu da görmezden geliyorsun.

Bu iş birliğinin ön koşulu kişisel farkındalıktır azizim, kendini inkâr ediyorsun!

Geçmiş ve gelecekte kalmak, şimdinin ayrımına varamamak.

Yaşamdan tat alamamak.

Hayat enerjisinin kalmadığını hissetmek.

Keşkeler ve acabalar arasında kendini perişan etmek.

Olanı biteni tam ve bütün olarak kabullenmek ve yeni pozitif olasılıklara odaklanmak yerine kendini kaygı, korku, endişe içerisinde tam bir kabusa dönen bir yaşama mahkûm etmek…

Bravo aynen böyle devam et…

Bak sana ne diyeceğim: bu gece yatağa girdiğinde, ışığı kapatıp, kendinle baş başa kaldığında bir kez olsun gerçekten can kulağı ile kendini dinle.

O an her şeyin anahtarı olacak. Sakın o an ailenin, kardeşlerinin ve arkadaşlarının dediklerini düşünme.

Ve kendine şu soruları sor:

An’ ın, yani ‘’şimdi’’ nin ne kadar tadını çıkartıyorsun?

Yoksa ya geçmişte ya da gelecekte mi takılı kalıyorsun?

Hayatının sadece sana ait olduğunun farkındamısın?

Gelecekte ki olumsuz olasılıkları düşünmenin bugüne kadar sana ne faydası oldu?

Geçmişte olanlara üzülmeye devam etmenin, olan biteni kabullenip yeni ve olası pozitif ihtimallere odaklanmak yerine geçmişten kaynaklanan acıları çekmeye devam etmenin ne alemi var?

Geçmiş ya da gelecek, bu kadar düşünüp kaygılanmak bugüne kadar seni üzmek veya strese sokmak dışında ne işe yaradı?

Farkındaysan, ne zamana kadar kendini kandıracaksın?

Değilsen daha ne kadar böyle devam edeceksin?

Kast ettiğim net bir sorumsuzluk değil; tam tersine kendi öz benliğinin %100 sorumluluğunu almak ve kendi seçimlerini bir bir belirleyerek hayata geçirmekten ibaret bir model.

Ne olursun düşün.

Mazeretlere değil, umuda sarıl...

Aradığın cevapları umudunun derinliklerinde bulacaksın...